O BİR DUAYEN: Türk tiyatrosunun duayen oyuncularından Erol Günaydın, "Sanat kabiliyet meselesidir, Allah vergisidir. Para kazanacağım diye sanatçı olunmaz" diyor. Günaydın'la, her köşesini oyuncaklarla süslediği evinde buluştuk
Sahnelerde 60 yılı geride bıraktınız. Dönüp baktığınızda ne görüyorsunuz?
Güzel dostluklar, sıcak sohbetler, samimi arkadaşlıklar... Kurduğumuz arkadaşlıklar küçük dedikodular olmasına rağmen çok samimiydi. Tabii şimdi o bağlılıklar çok geride kaldı. Bugünün insanlarını da, oyuncularını da tanıyamıyorum. Sadece aynı işte rol alınan insanlarla arkadaşlık kuruluyor, başka projelere geçilince o arkadaşlık da bitiyor. Bizimkiler böyle değildi. Televizyon dostları değil, tiyatro dostlarıydık biz.
Pişmanlık ve hayal kırıklıklarının yeri neydi bu 60 yılda?
Hiç pişmanlığım yok. Dönüp geriye baktığımda az bile yapmışım diyorum. Bugünle geçmişi karşılaştırdığımda görüyorum ki, geçmişte birçok kaliteli iş yapılmış. Mesela Antalya Film Festivali'nde 'Yıldırım Önal Anı Ödülü' verdiler bana. Gittim, tüm filmleri seyrettim. Hepsi güzeldi ama Türk filmi tadı yoktu. Sonra bu 'alaylı oyuncu - eğitimli oyuncu' tartışmasını çıkardılar. Sanat kabiliyet meselesidir, Allah vergisidir. Para kazanacağım diye gidip sanatçı olunmaz. Ancak yeteneğin varsa olursun.
Oyunculuk sizin için ne ifade ediyor?
Karakterini ve rolünü bileceksin, ezberlemeye çalışacaksın. Ona göre giyinip kuşanacaksın. Oyunun bitince o kıyafeti çıkarıp günlük yaşama dönmeyi de bileceksin. Bugünün oyuncularında gayret görüyorum ama hep tekdüze gidiyorlar. Hiçbir zenginlikleri yok.
Oyunculuğun olmazsa olmazları neler?
Samimiyet! Çünkü sadece ağız burun oynatılarak oyunculuk yapılmaz. Rolü bilmek, öğrenmek lazım. Aktörlük rol yapmak mıdır, yapmamak mıdır? Bu da tartışılır. Ben rol yapmadan oynayan aktörleri severim. Mesela Tuncel Kurtiz'in oynadığı 'Ezel' dizisi reyting rekorları kırıyor. Biz Tuncel'le yıllarca Kenter Tiyatrosu'nda birlikte çalıştık. Hep onun oyunculuğunu düzeltmeye gayret ettik. "Rol yapma" dedik, "Sade ol" dedik ama bir türlü düzelemedi. Şimdi istediği şekli buldu. Abartılı oynuyor, çok 'rol' yapıyor. Ben ona 'koca kafa' derim. En yakın arkadaşımdır. Ama bir türlü samimiyeti tutturamadığını düşünüyorum. Uğur Yücel'in ise oyunculuğu öne çıkmıyor, rahatsız etmiyor. Benim aradığım budur. Doğallığı severim.
Yapmak istediğiniz ama geç kaldığınızı düşündüğünüz şeyler var mı?
Hiçbir şey yok. Şimdi sadece her şeyi seyrediyorum.
Ortaoyunu geleneğinden geliyorsunuz. Sizce yeni oyunculardan bu geleneğin görgüsüne uygun kimler var?
Hiçbiri bir b.. bilmiyor. Ortaoyunu, seyirciyle oynanan tek oyundur. Bu konuda Batı da bizden çok yararlanmıştır.
Oyunculuklarını beğendiğiniz isimler?
Fikret Kuşkan, Nejat İşler, Olgun Şimşek, Erkan Can ve yeni isimlerden Mert Fırat’ı beğeniyorum.
Fazla göz önünde olmadınız hiçbir zaman. Sakin bir yaşamı mı tercih ediyorsunuz?
Evet, düşünüyorum, okuyorum... Gençler ziyaretime geliyor, onlara geçmişi anlatıyorum ve bugünü onlardan öğreniyorum. Hayatı seviyorum. Yanlış ameliyat olmasaydım şimdi çok daha enerjik olurdum. Tam olarak düzelemedim ama ona rağmen hareket halindeyim.
Fırsat bulduğunuzda 'kaçtığınız' bir yer var mı?
Boğaz... Boğaz'ı çok seviyorum. Ama eski sokaklar, güzellikler kalmadı.
Geçen yıllara rağmen yaşama sevincinizi kaybetmediniz. Sırrı var mı?
Sanatla iç içe olmak, eve kapanıp kalmamak. Ben bahçede zaman geçirmeyi seviyorum. Bir çiçeği sevmeyi seviyorum. Biraz romantizm vardır bende. Romantik olmak çok güzel bir şey ve sanatçıya da çok yakışır.
Özlem duyduğunuz neler var?
Eski sohbetleri özlüyorum. Çalışmak, güzel işler yapmak istiyorum. Çalışmaya hâlâ özlem duyuyorum. Biraz yaşlanınca artık rol vermemeye başlıyorlar. Halbuki Avrupa'da olgun roller daha fazladır. Aile hayatlarını anlatan senaryolar yazılmıyor bizde. Neden? Çünkü yazamıyorlar! Yaşlı insanların hayatlarını da yazmıyorlar. Çünkü iç dünyalarını bilmiyorlar. Dizilerde bir sürü uyduruk konu işleniyor. Geldiler, seviştiler, gittiler... Bir süre sonra sıkılıyorsun izlemekten! Anılarımız, hayallerimiz yok oldu, bitti. Ama ben hâlâ hayal kuruyorum.
Önümüzdeki günlerde sizi yeni projelerde görecek miyiz?
Bir film için hazırlıklarım var. Azrail'i oynayacağım. Belçika’ya gidip orada Türk tiyatrolarını anlattım. Tekrar gideceğim. Akasya Durağı'nda da emekli bir şöförü canlandırmaya devam edeceğim.
Yıllara meydan okuyor
Oyunculuğa 1955 yılında 'Papaz Kaçtı' adlı tiyatro oyunuyla başlayan Erol Günaydın, bugüne kadar sayısız dizi ve film projesinde yer aldı. Okan Bayülgen'in Disko Kralı programının müdavim konukları arasında yer alan, Kavuklu Hamdi'den İsmail Dümbüllü'ye kadar bir çok rolü canlandırarak meddahlık geleneğini sürdüren sanatçı, yeni filminde Azrail'i canlandıracak.